"Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Yeni bir dönem başladı. Zamanla ne olacağını göreceğiz.
CHP Milletvekili Gürsel Erol, Meclis kürsüsünden sürecin mimarı olması hasebiyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye teşekkür etti. "Sizden başka kimse bu süreci başlatamazdı." dedi. Hakikat bu. Herkes her şeyin farkında.
Sürecin başlangıcı Devlet Bahçeli'nin çağrısı ile başladı fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT Başkanı İbrahim Kalın, TSK, Hakan Fidan ve Numan Kurtulmuş da sürecin diğer mimarlarındandır. Zorlu bir sürecin başarı ile geçmesi için doğru bir üslupla yaklaştılar konulara.
Özellikle sosyal medyada MHP ve Devlet Bahçeli aleyhine bir kampanya yürütülmekte. 2013'teki açılım süreci üzerinden bugüne gönderme yapıyorlar. 2013'te MHP'nin, Devlet Bahçeli'nin ve Ülkücü teşkilatların sözlerini paylaşıp çıkarım yapıyorlar. Bu değerlendirmeler büyük oranda eksik. İçinde ne süreç içinde yaşananlar var ne de bölgedeki gelişmeler var. Dünya değişiyor, aktörler değişiyor, konjonktür değişiyor fakat bazı kafalar hiç değişmiyor.
2013 sürecinde neler olmuştu? Hafızamız taze, üstünden 13-14 sene geçti. Bugün PKK'nın silah bırakması, kendini feshetmesi ve teröristlerin devlete teslim olması şartı var. Bu şartlar yerine getirilmediği takdirde süreç devam etmeyecek. TSK'nın, MİT'in ve Emniyet güçlerinin sahadan verecekleri raporlar ışığında ilerleme olacak ya da olmayacak. PKK silah bırakmaz ve eylemlere geri dönerse devletimiz daha önce yaptığı gibi onları mağaralarına tıkmayı bilir.
2013'teki süreçte ise PKK silah bırakmadan ne yazık ki devletimiz operasyonları kesti, bölgeyi de facto şekilde PKK'nın inisiyatifine bıraktı, belediyelerde KCK'nın atadığı belediye başkanları aracılığıyla belediyelerin kaynakları PKK'ya aktarıldı. PKK yaralarını sarıp güç devşirirken aynı zamanda bölgede yığınak yaptı. Hendekler kazdılar, bombalar yerleştirdiler. Bu yaşananların yanında gündüz vakti askerimize, gündüz vakti halkın içinde pusu kurdular. 2 askerimiz şehit edildi. Süreç kendi kendini yok etti, başarısız olundu. Bölgeyi temizlemek için 800'e yakın şehit vermek zorunda kaldık. MHP, Devlet Bahçeli ve Ülkücü hareket, bu sürece karşıydı. Yaşananlara, yaşatılanlara itiraz etti.
2013'teki sürecin hemen öncesinde Suriye'de savaş başladı, bölgede boşluk ve istikrarsızlık oluştu. IŞİD/DEAŞ ve YPG gibi teröristler bölgeyi terörize ettiler. İnsanlar evlerini, yurtlarını bırakıp ülkelerinden gitmek zorunda kaldı. Bugün ise bölgede durum değişti, aktörler değişti. Bir kısım istikrar oluştu. 30 yıllık Karabağ işgali sona erdirildi. Ermenistan ile yeni bir dönem başlamak üzere. Kavgalar sona eriyor. Suriye'de de yeni bir dönem var. Konjonktür değişimleri yaşanıyor. Elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin, 2013'teki süreç ile bugünkü süreç birbirine benziyor mu? İnisiyatif kimde? Kontrol kimde?
MHP'yi ve Devlet Bahçeli'yi eleştirenler o günlerde neler diyorlardı? Kendisini Türk milliyetçisi ya da Ülkücü olarak tarif edenlerin itirazlarına takılıyorum. Açıkçası diğerleri çok da önemli değil. 2013'teki sürecin ardından yine MHP içinde muhalefet olan bazı kişiler bir araya gelerek "Yeni Nesil Ülkücüler" başlığı altında bir kitap yayımladılar. Editörler sorular belirlediler ve o soruları birkaç kişiye cevaplattılar. Sorulardan biri de "Kürt sorunu mu demeliyiz yoksa terör sorunu mu demeliyiz?" şeklindeydi. Soru tam olarak böyle olmasa da içerik böyleydi. Soruya cevap verenlerin çoğu, o gün için söylüyorum, farklı ve aykırı olmak adına MHP'nin fikirlerinin aksine görüş beyan ettiler. "Terör sorunu demekle mesele çözülmüyor, sadece güvenlikçi politikalarla mesele çözülmez, daha başka yöntemler denenmeli, sosyo-ekonomik, kültürel iyileştirmeler yapılmalı." babında görüşler serdettiler. Aynı adamlar bugünkü süreç için MHP'yi ve Devlet Bahçeli'yi eleştiriyor. Neresinden bakarsan tutarsız.
Terörsüz Türkiye sürecine itiraz edenlerin ne yazık ki bir çözüm önerileri yok. Okuyorum, dinliyorum, gözlemliyorum fakat dişe dokunur bir analiz göremiyorum. Yüksek perdeden konuşup hakaret edip, isnat ediyorlar. Bölünmekten, hainlikten ve ihanetten dem vuruyorlar. Hep korku pompalıyorlar. İletişim kanallarını da kapattılar. Yeni bir söz yok.
Bugünkü süreç bölgeye huzur, istikrar ve kalkınma getirecek. İtiraz edenler de mutlu olacak.