Tarih, büyük davaların ön saflarında mücadele edenleri yazar. Ancak o davaların görünmeyen kahramanları da vardır; sabrıyla, fedakârlığıyla ve vakarıyla o mücadeleye omuz verenler…
Başbuğ Alparslan Türkeş’in çilelerle örülü hayatında, onun en büyük destekçilerinden biri hiç şüphesiz muhterem eşi Muzaffer Şükriye Türkeş Hanımefendi olmuştur.
Sabır, sadakat, emek, sevgi ve adanmışlık… Muzaffer Şükriye Türkeş, bu hasletlerin adeta vücut bulmuş hâliydi. Bir kez olsun şikâyet etmeden, yılgınlığa düşmeden; eşinin ve inandığı davanın yanında dimdik durdu.
Başbuğ Alparslan Türkeş, CKMP’nin başına geçtikten sonra Anadolu’nun dört bir yanında milletle buluşurken, Muzaffer Hanım da bu kutlu yürüyüşte onun yol arkadaşı oldu. Ülkücü hareket içerisinde kadın teşkilatlanmasının oluşmasında ve gelişmesinde önemli emekleri bulundu.
Yılların yorgunluğu ve omuzlarında taşıdığı ağır sorumluluklar, onun sağlığını da etkilemişti. Muzaffer anamızın kalbi çok yorulmuştu. Doktorlar ameliyat kararı vermişlerdi. Ameliyat öncesinde, hayat arkadaşı Alparslan Türkeş’e söylediği rivayet edilen şu sözler onun yüksek şahsiyetini gösteriyordu;
“Allah’a ısmarladık… Ölürsem, sakın çocuklar helâk olmasın. Sen de çok üzülme.”
Takdir-i ilahi tecelli etti ve 11 Haziran 1974 tarihinde Muzaffer Şükriye Türkeş Hanımefendi Rahmet-i Rahman’a kavuştu.
Başbuğlarda ağlar…
Hayat arkadaşını kaybeden Başbuğ Alparslan Türkeş’in gecelerce gözyaşı döktüğü, günlerce odasından çıkmadığı; Selcen Türkeş Hanımefendi’nin hatıralarında da yer almaktadır.
Çünkü en güçlü görünen yürekler de acı karşısında hüzünlenir.
Vefatının sene-i devriyesinde, Ülkücülerin Faziletli Anası Muzaffer Şükriye Türkeş Hanımefendi’yi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.
Metehan YURTBAŞI / 2026