Bir sınıfa adım atan her öğretmen, aslında geleceğe açılan kapıyı aralar. O kapının eşiğinde bir çocuk, bir umut, bir ülke bekler. Öğretmen, o çocuğun gözlerindeki ışıktır; umutla atan bir kalbin ritmini duyan insandır. Bu yüzden öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insanlık görevidir. Bu görev bazen bir tebessümde, bazen bir dokunuşta, bazen de yılmadan tekrarlanan cümlelerde karşılığını bulur.
Bugün Öğretmenler Günü…
Bugün, toplumun sessiz kahramanlarına “iyi ki varsınız” deme günü…
Ama aynı zamanda onların yüreğinde biriken kırgınlıkları duyma günü…
Üniversite yılları boyunca kurulan hayaller, dershane sıralarında harcanan geceler, KPSS için verilen mücadele…
Binlerce gencin kalbinde tek bir cümle vardı:
“Bir gün kendi sınıfımda öğrencilerime kavuşacağım.”
Ama o gün, birçoğu için hiç gelmedi.
Kimisi yıllardır bekliyor…
Kimisi vazgeçmek ile direnmek arasında sıkışmış…
Kimisi topluma katacağı değeri katamadığı için kendini eksik hissediyor…
Ve her yıl, her dönem, her açıklanan atama listesi onların yüreklerini biraz daha yaralıyor.
Bu sadece bir atanamama meselesi değil;
Bu, bir ömrün karşılığını bulamaması, bir emeğin boşa düşmesi, bir hayalin karanlıkta kalmasıdır.
Bir ülke, bir gencin yıllarca biriktirdiği umudu taşıyamıyorsa;
O ülkenin en kıymetli hazinesini kaybettiğini bilmesi gerekir.
Atanabilen öğretmenler için hayat kolay mı?
Hayır…
Onlar sınıfta çocuklarının gözlerine bakarken dışarıdaki fırtınayı unutur.
Kendi derdini bir kenara bırakır, öğrencisine kol kanat olur.
Ama kimse bilmez, bir öğretmenin akşam eve dönerken yüreğinde taşıdığı yükü:
-
Ekonomik sıkıntılar,
-
Velilerin bitmeyen beklentileri,
-
Sınıf düzenini sağlamakta yaşanan zorluklar,
-
İdari baskılar, kırtasiye yükleri,
-
Ve en acısı: Öğretmene yönelen sözlü ya da fiziki şiddet…
Bir öğretmenin haysiyetine uzanan her el, aslında toplumun geleceğine uzanmıştır.
Bir öğretmen kırıldığında, aslında bir çocuk kırılır, bir toplum yara alır.
Her öğretmen bir mum gibi yanar.
Kendini tüketirken başkalarına ışık olur.
Ama kimi zaman o mumun alevi titrer, sönmeye yüz tutar.
İşte tam da bugün, o titreyen alevi korumanın günüdür.
Öğretmene değeri sözle değil;
Onun hayatını kolaylaştıran adımlarla göstermenin zamanıdır.
Atanamayan öğretmen için bir umut,
Görevdeki öğretmen için bir güç,
Öğretmenlik mesleği için bir saygınlık politikası şarttır.
Çözüm Günü Bugündür: Çünkü Gelecek Beklemez
-
Bilimsel ve planlı bir öğretmen istihdamı,
-
Ücretli öğretmenliğin yerine kadrolu istihdamın güçlendirilmesi,
-
Öğretmene şiddete karşı daha sert yasalar,
-
Öğretmenin maaşını değil, itibarını büyütecek adımlar,
-
Köy okullarından büyük şehir okullarına kadar fırsat eşitliği…
Bunların hepsi, bu toplumun geleceğine saygı borcudur.
Bugün, sadece bir gün değil…
Bugün, öğretmenin yüzündeki tebessümü geri vermenin günü.
Bugün, atanamayan genç öğretmenlerin hayallerini yeniden yeşertmenin günü.
Bugün, geleceği sırtında taşıyanlara “Yalnız değilsiniz” deme günü…
Çünkü bir öğretmenin yüreğindeki ateş sönerse,
Bir milletin ufku kararır.
Bir öğretmenin duası eksik kalırsa,
Bir ülkenin yarını solgunlaşır.
Tüm öğretmenlerin yüreğine dokunan, umut veren, hak ettikleri değeri alan bir Türkiye dileğiyle…
Öğretmenler Günü kutlu olsun.