10’uncu Madde Ne Anlama Geliyor?

“Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin en fazla konuşulan hükümlerinden biri 10’uncu maddedir.

Madde özetle; kanun kapsamında verilen görevlerin ilgili kamu kurumlarınca ivedilikle yerine getirilmesini ve bu görevleri yapan kişilerin görevleri nedeniyle hukukî, idarî veya cezaî sorumluluk taşımamasını düzenlemektedir.

Öncelikle açıkça belirtilmelidir: Bu hüküm, terör örgütü mensuplarına af veya dokunulmazlık getirmemektedir. Maddenin muhatabı, kanunun uygulanmasında görev alan kişilerdir.

Düzenlemenin amacı; terör örgütünün tasfiyesi, silahların teslim alınması ve gerekli adli-idari işlemlerin yürütülmesi gibi hassas görevlerin bürokratik gecikmeye uğramadan gerçekleştirilmesidir.

Buradaki güvence de kişiye değil, kanun kapsamında yürütülen göreve bağlıdır. Kişinin kimliği veya makamı değil; hangi görevi, hangi hukuki dayanakla yerine getirdiği esas alınmaktadır.

Maddenin ilk fıkrasındaki “ivedilik” ile ikinci fıkrasındaki görev güvencesi birbirini tamamlamaktadır. Devlet, kurumlarından hızlı hareket etmelerini isterken kanunun verdiği görevi yerine getiren kişilerin yalnızca görevleri nedeniyle kişisel baskı ve soruşturma endişesi yaşamasını önlemektedir.

Bu güvence hukuk düzeninden bağımsız değerlendirilemez. Anayasa’nın üstünlüğü ve konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilemeyeceği ilkesi geçerliliğini korumaktadır. Dolayısıyla hüküm, hukuk dışı eylemleri veya görevle ilgisi bulunmayan kişisel fiilleri koruyan genel bir izin değildir.

Ayrıca görevlinin kişisel sorumluluğuyla idari işlemin yargısal denetimi aynı şey değildir. Maddede, idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun kapatıldığına dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Kısacası 10’uncu madde, terör örgütü mensuplarının hukuki durumunu değil, kanunun uygulama mekanizmasını düzenlemektedir.

Maddenin özü nettir:

Devlet, verdiği görevin gecikmeden yapılmasını istemekte; kanuna uygun biçimde bu görevi yerine getiren kişiyi de yalnızca görevi nedeniyle korumaktadır.

Terörsüz Türkiye hedefinin başarıya ulaşması; güçlü siyasi iradenin yanı sıra kamu kurumlarının koordineli çalışmasına ve kanunun hukuk devleti sınırları içinde kararlılıkla uygulanmasına bağlıdır.